• notifications1
  • menü

Bugün : 24 Mayıs 2022 Salı

Etioloji

Etioloji içinde, bitkilerde hastalığa neden olan etmenler incelenir ve bu hastalık etmenlerinin sınıflaması yapılır. Bitkilerde hastalığa neden olan etmenler canlı ve cansız etmenler olarak ikiye ayrılır. Cansız etmenleri bitkilerin yaşadığı çevre koşulları meydana getirir.  Çevre koşularının anormal şekilde oluşması (sıcaklık, ışık, nem, rüzgar gibi iklim koşulları, toprakların strüktürünün bozulması, taban suyu yüksekliği, toprak yorgunluğu, pH yükselmesi veya azalması gibi toprak faktörleri, aşırı budama, gübreleme, kimyasal madde, gübre kullanma, sulama yapma gibi kültürel işlemler, endüstri atıkları, çevre kirlenmesine neden olan tüm olaylar) bitkilerin hastalanmasına sebebiyet verir. Bu yüzden cansız etmenlerin ortaya çıkardığı hastalıklar, bu etmenlerin ortadan kaldırılmasıyla yok olur, bitkiler tekrara sağlıklı yaşamına döner, yani cansız hastalık etmenleri geriye dönüşümlüdür. Bitkiden bitkiye bulaşma riskleri yoktur (hastalıklı bitkilerden sağlıklı bitkilere bulaşma meydana gelmez). Kitabın başından itibaren cansız hastalık nedeni olacak faktörler hakkında geniş bilgi verilmiştir. İstendiğinde o konulara tekrar bakılabilir. Bu bakımdan tekrar bu konulara dönmeyeceğiz.

 

Canlı hastalık etmenleri, patojenlerin meydana getirdiği hastalıklardır. Bitkilerde hastalık meydana geldiğinde patojen ortadan kaldırılsa bile, hastalıklı bitkide hastalık devam eder. Bitkilerin düzelmesi, sağlığına kavuşması kolay olmaz. Hastalıklı bitkilerden çeşitli taşıma yollarıyla hastalık, sağlıklı bitkilere kolayca taşınabilir ve bulaşma meydana gelebilir. Bulaşma bölgelere yayılabilir, bir ülkeden başka bir ülkeye sıçrayabilir. Hastalıklı kültür bitkileri ortadan kaldırılsa bile, hastalığın konukçu bitkileri çevrede bulunabileceğinden veya hastalıklı bitki organlarının etraftaki kalıntılarından (çöplükte, bitki artıklarının çürütüldüğü gübreliklerde), toprak içinde kalabilen kök, gövde, yaprak vb. artıklarından, ertesi yılla taşınabilir. Canlı hastalık etmenleri mantar (funguslar), bakteri, virüs, parazit ve yabancı otlardır.

 

Mantarlar (Funguslar), klorofil içermeyen ve genel olarak sporlarıyla çoğalan organizmalardır. Dünyada şu anda 100 bin adet mantar türü tespit edilmiş ve her yıl bunlara yenileri eklenmektedir. Mantarlar içinde yenebilir kültür mantarları, gıda sektöründe peynir, yoğurt, tarhana, şarap ve bira yapımında kullanılan mantarlar ve endüstride faydalanılan mantarlar olduğu gibi, insan hastalıklarının tedavisinde kullanılan penisilin ve antibiyotiklerin imalini sağlayan mantarlar vardır. Mantarlar çevredeki bir çok organik maddeyi parçalayarak onları önce hümüs haline getirir ve daha sonra kolloidal kile dönüştürüp toprak olmasını sağlar. Böylece mantarlar artıkları temizleyerek, dünyanın çöplük olmasını önler. Bitkilerle ortak yaşama girebilir, bazı bitkiler, mantarlarla bu ortak yaşamı bulamazsa üreyemez. Bütün bu iyi yanları yanında insan, hayvan ve bitkilerde çeşitli hastalıklara sebebiyet verir. Konumuz bitkiler olduğundan bitkilerde hastalık yapan mantarlar (funguslar) üzerinde duracağız.

 

Fungus sporların çimlenmesiyle hifler ve hiflerin artmasıyla miseller meydana gelir. Funguslar, bir misel yumağıdır. Misel yumağı zamanla sporları meydana getirir. Funguslar bitkiden bitkiye pasif ve aktif sistemde taşınır. Pasif taşınma havada rüzgar, böcek veya bizzat insanlarla, toprakta suyla veya toprak canlılarıyla taşınır. Aktif taşınma sulu ortamda misellerin yüzerek hareket etmesiyle meydana gelir. Bitkilerde bulunan gözenek (stoma), hidadot, lentisel gibi açıklıklara, yara, bere gibi yerlere fungus sporlarının düşmesi veya misellerin bulaşması ve orada bunların üremesiyle hastalık etmeni funguslar bitkilere girebilir, ayrıca fungus misellerinin çıkardığı kimyasal salgılarla, sağlam bitki dokusunun hücre duvarlarını zayıflatan etkisine, birde misellerin enfeksiyon çivisi denilen, uç kısımdaki sivri hücre ucuyla bitki dokularını delici mekanik etkisini birleştirerek girmesi ve orada çoğalması mümkündür.

 

Funguslar, toprakta veya bitki artıklarında bulunan misellerinin skerotter (dayanıklı) yapıya geçmesiyle ertesi yıla veya yıllara (bazen bu bekleyiş 5-10 yıl olabilir) intikal eder. Fungusların etkisine maruz kalan bitkilerde değişik belirtiler ortaya çıkar. Öncelikle bitki hücrelerine yerleştiklerinden, ilk belirtileri nekrotik lekelerdir. Daha sonra yanık, çürüme, kanser, ur, gal, siğil, uyuz, yaprak kıvırcıklığı, cücelik, aşırı büyüme gibi belirtiler meydana gelir. Fungusların mücadelesinde kültürel önlemler öncelik taşır. Hastalık etmenleri, sağlıklı üretim materyali kullanılması, hastalığa dayanıklı çeşitlerin seçilmesi, hastalıklı kısımların hemen tespit edilip bunların imhası, konukçu bitkilerle mücadele edilmesi ve çevrede barındırılmaması, toprağa fümigasyon, dezenfeksiyon uygulanması, ilaç atılması ve ekim nöbeti yapılmasıyla büyük ölçüde ortadan kaldırılır. 

 

Bakteriler, mantarlar gibi bir yandan insan yaşamına olumlu etkileri bulunurken, diğer yandan tehlikeli zararları da ortaya çıkar. Bakteriler hava azotunu bünyelerinde tutar. Mantarlar gibi organik maddelerin parçalanmasında yer alıp, çevreyi temizleyici özelliğe sahiptir. Bazı gıdaların ve kimyasal maddelerin yapılmasında kullanılır. Bununla beraber bir çok insan, hayvan ve bitki hastalığına sebep olur. Dünyada bu güne kadar tespit edilmiş bulunan 1500-1600 bakteri türünden 80-90 adedi bitkilerde hastalık meydana getirir. Bakteriler eşeysiz üreme yeteneğine sahiptir. Eşeysiz üreme bir hücrenin ikiye bölünmesiyle gerçekleşir. Hücrelerin bölünmesine çevre koşullarının etkisi vardır. Koşullar iyi olduğunda üreme şekli çok hızlı cereyan eder ve dakikada 20-30 bölünme meydana gelebilir. 

 

Bitki içine girişleri toprak üstü organlarında gözenek (stoma), hidadot, lentisel gibi bitkide açık bulunan deliklerden ve yara yerlerinden, toprak içinde henüz kütinleşmemiş kılcal kök uçlarından olur. Bitki içi taşınması, bitki öz suyuyla gerçekleşir. Bakterilerin taşınması, tohumla, bitki artıklarıyla, çeşitli böceklerle, kuşlarla, insan yoluyla, toprakta yaşayan nematod, solucan gibi hayvanlarla, rüzgar, su ve yağmurla olur. Toprakta saprofit yaşayarak uzun süre yaşamlarını devam ettirir. Kuru koşullarda bitki dokusu üzerinde kuruyarak sert bir yapı kazanır.

 

Tekrar nemli koşullar meydana geldiğinde bu sert yapı yumuşayarak aktif hale geçebilir. Bitkilerde hastalık belirtileri değişkendir. Bitki iletim dokularında tıkanmalara yol açarak bitkilerde solgunluk, sararma, cüceleşme meydana getirir. Kökte, soğanda, yumruda, gövdede, meyvede ve yaprakta çürüklük, leke, ur, kanser, gal oluşumu yapar. Bakterilerle mücadele oldukça zordur. Öncelikle bakteri bulaşmasını ortadan kaldırmak, taşınmayı önlemek gerekir. Hastalıklı bitki artıkları temizlenmeli ve yakılarak imha edilmelidir. Tohumlarla bakteri taşınmamalıdır. Sulama ve gübrelemede dikkatli davranmalı aşırıya kaçılmamalıdır. Ekim nöbeti uygulaması yapılmalıdır. Ayrıca bakterilere mukavim (dayanıklı) çeşitler yetiştirilmelidir. En son çare ilaçlı mücadeledir. Bakırlı ilaçlar, bakterilere karşı etkili bir silahtır. Mücadelede antibiyotikler de kullanılabilir, ancak antibiyotikler oldukça pahalıdır.

 

Virüslerin, günümüzde 500’e yakın çeşidi tespit edilmiştir. İlk olarak 1880'li yıllarda ortaya çıkartılmıştır. Virüslerin taşınması tohumla, aşı kalemiyle, hastalıklı bitkilerin doku ve bunlardan çıkan sıvılarla meydana gelir. Viruslar protein ve nükleik asitten oluşur. Bitkilerdeki enfeksiyona virüsteki nükleik asit sebebiyet verir. Protein ise virüste korucu işlevi görür. 1945 yılında virüsün partikülleri görülebilmiştir. 1971 yılından sonra da protein kılıfı olmayan, sadece nükleik asit olan hastalık etmeni viroidler tanımlanmıştır. Virüs üremesi biyokimyasal bir olaydır. Virüsler üreme sırasında konukçu bitki hücrelerini kullanır.

 

Bu hücrelerde virüsün teşvikiyle RNA polimeraz ve RNA replikaz enzimleri salgılanır. Yeni oluşan viruslar nükleik asitleri üzerinde taşıdıkları genetik şifre yardımıyla, konukçu bitki hücrelerindeki ribozomları virüsün proteinlerini senteze zorlar. Virüslerin, konukçu bitki hücrelerini normal yaşamları dışında işlevler yapmaya zorlanması sonucu, bu hücrelerde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Virüsler bitkilere sadece yara dokularından girer. Yaralar, böceklerin bitkileri emgimesiyle ortaya çıkar. Akar, nematod ve fugus taşımada rol alır. Virüsleri bitkiden bitkiye taşıyan canlılara vektör adı verilir. Ayrıca virüslerin taşınması, dolu gibi tabiat afetleriyle, bakım sırasındaki dikkatsiz kullanılan alet ve gereçlerin bitkilerde açtığı kesik yeri ve yaralarıyla olur. Virüs bitki içine girdikten sonraki yayılması, hücreden hücreye hızla geçerek olur ve ayrıca iletim borularıyla taşınır. Virüsler, bulundukları hücre içinden dışarı çıkamadıklarından, rüzgar ve suyla taşınamaz. Bir diğer yayılma yolu, hastalıklı tohum ve hastalıklı bitkiden alınan aşı ve çelik materyalli kullanılmasıdır.

 

Virüsler öncelikle bitki büyüme ve gelişmesini kısıtlar, cüceleşme meydana getirir. Bitkinin diğer organlarında iki tip belirti ortaya çıkar. İlk etki lokal enfeksiyondur ve virüsün bitkiye girdiği noktada küçük nekrotik lekeler halinde kendisini beli eder. İkinci etki viral etkidir ve virüs, bitkinin sistematik yapısı içine girdiğinden etkisi bütün bitkide ortaya çıkar. Virüsün etkisiyle, mozaik ve halka halinde lekeler, yaprak, çiçek, meyve ve sürgünlerde açık yeşil renk, dokularda sarı ve beyazın değişik tonlarında alacalı bir görünüm, çizgi ve benekler meydana gelir. Bitkilerde kıvırcıklaşma, yaprak çekilmeleri, çalılaşma, odun dokularında girinti ve çıkıntı, meyvelerde çatlama, sertleşme, tohumların oluşmaması gibi çok değişken belirtiler verir. Bazı virüsler, konukçu bitkinin hassasiyetine göre ve çevre koşullarına bağlı kalarak hiçbir bulgu ortaya çıkartmaz. Bu virüslere, latent virüsler adı verilir. 

 

Çevre koşulları, virüs latent olmasa bile bitkilerde virüs hastalığının olduğunu gösteren belirtilerin ortaya çıkmasına mani olabilir. Virüs hastalıklarıyla mücadele oldukça zordur. Bir bitkiye virüs bulaştıktan sonra bitkinin virüsten arındırılması mümkün değildir. Bu bakımdan önemli olan virüs bulaşmasını ve yayılmasını önlemektir. Bunun için öncelikle virüs bulaşığı olmayan çoğaltma materyali kullanılmalıdır. Son yıllarda meristem kültürü kullanılarak virüsten arındırılmış bitki materyali kullanılmaktadır. Seralarda ve fidelik ve fidanlıklarda toprak dezenfeksiyonu yapılmakta, çevredeki konukçu yabancı otlarla mücadele yapılmakta, vektörlerle taşınmasının önüne geçmek için bu vektörlerle mücadele edilmektedir.

 

Sera, mantarhane gibi kapalı alanların havalandırma delikleri ve pencerelerine tül çekilmekte ve kapı gibi giriş yerlerine ikinci bir tel kapı konulmaktadır(böceklerle virrüsün taşınmasını engellemek üzere). Virüs enfeksiyonunda, az ve hiç zararlanma gösteren bitkilerden, ıslah çalışmasıyla yeni ırklara bağışıklık aktarılmakta, kazanılan bağışıklık biyolojik mücadele için kullanılmaktadır. Böylece virüslere mukavim çeşitlerin ıslahı yoluna gidilmekte ve dayanıklı çeşitlerin yetiştiriciliği yapılmaktadır. Pratikte ilaç kullanarak virüslerle mücadele etmek henüz mümkün değildir. Süt, TMV gibi bazı maddeler, bazı virüsleri inaktiv hale getirdiğinden, sulandırılmış sütün bitkilere püskürtmesi tavsiye olunmaktadır.

 

Yabancı otlar veya parazit bitkiler, kültür bitkilerinin besin maddelerine ortak olarak zarar verirken, aynı zamanda bir çok hastalık etmenine konukçuluk yaparak, onların sağlıklı büyümelerini engeller. Yabancı otlar ve parazit bitkiler genelde bahçe, yol, su arkı kenarlarında ve bahçe dışındaki boş arazilerde yetişir. Tek veya çok yıllıktır. Tek yıllık olanlar soğukların başlamasıyla ölür ve ölmeden önce tohumlarını etrafa yayar. Tohumları çevre koşullarına karşı dirençli olduklarından, en kötü koşullarda bile kışı geçirip ertesi yıl tekrar sürerek kendilerini gösterir. Çok yıllıklar kışı toprak altı organlarıyla (rizom, stolonlanlarıyla) veya rozet yapraklı olarak geçirir. İki veya daha uzun yaşam sürecine sahip olanları vardır. Genelde bu otların çift çenekli (dikotiledon) olanları geniş yapraklı ve tek çenek (monokotiledon) olanları dar yapraklıdır. Yabancı otların, zarar verme şekillerini aşağıdaki şekilde açıklayabiliriz.

  1. a. Kültür bitkilerine göre çevre koşullarına daha dayanıklıdır. Kuvvetli kök yapıları vardır. Bu bakımdan tohumları erken çimlenir ve kültür bitkilerini bastırır. Toprakta bulunan besin maddelerini daha fazla sömürür.
  2. b. Çok fazla su tüketir ve kurak koşullarda bile topraktaki sudan yararlanır, böylece kültür bitkilerinin suyunu tüketir.
  3. c. Büyümeleri daha hızlı olduğundan kültür bitkilerinin ışık almasını engeller ve onların üstlerini örterek ölmelerine sebep olur.
  4. d. Salgıladıkları bazı salgılar kültür bitkileri için olumsuz etki yaratır. Bu maddeler toprakta kültür bitkisi tohumlarının çimlenmesini engeller.
  5. e. Kültür bitkilerine yapılacak bakım işlerini aksatır.
  6. f. Kültür bitkilerine arız olan hastalık ve zararlılara konukçuluk yapar ve hastalığın yıldan yıla sarkmasını sağlar.
  7. g. Toprak ve çevre sıcaklığını birkaç derece düşürerek, kültür bitkilerinin büyümesini engeller.
  8. h. Mücadele için daha fazla ilaç kullanılmasına ve iş gücüne sebep olur ve üretim maliyetinin arttırır.

 

Bir yerdeki yabancı ot türü ve sayısı, o bölge iklim koşullarına, toprak özelliklerine, yetiştirilmekte olan kültür bitkilerine, kültür bitkilerine yapılan bakım şekline bağlı kalarak değişir. Bazı kültür bitkileri toprağı kaplar ve fazla yabancı ot gelişmesini engeller. Dik büyüyen ve geniş aralıklar bırakılan kültür bitkilerinde otlanma daha fazla olur. Aynı şekilde sık çapalama yapıldığında yabancı ot üremesi geriler.

 

Ülkemizde bulunan yabancı otlar (ECEVİT, TUNCER ve HATAT 2002)

  • - Yabani hardal (Sinapis arvensis)
  • - Köy göçüren (Cirsium arvense)
  • - Tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis)
  • - Kaz ayağı (Chenepodium album)
  • - Gelincik (Paper rhoeas)
  • - Yapışkan otu (Gallium aparine)
  • - Sarı ot (Boreova orientalis)
  • - Kokarot (Bifora radians)
  • - Yabani yulaf (Avena ssp.)
  • - Ayrık (Cynodon dactylon)
  • - Darıcan (Echinocloa crus-galli)
  • - Kaynaş (Sorghum halepense) dır.

 

Parazit bitkiler yaşamları için gerekli maddeleri sentezleyemez. Bu maddeleri bir başka bitki üzerine yapışarak ve onun iletken dokularına girerek alır ve hayatlarını sürdürür. Bazıları klorofil sentezi yapar ve sadece su ve mineral maddeleri tutunduğu bitkiden, bazıları ise her şeyi kültür bitkilerinden alır. Ülkemizde üç adet parazit bitki türü vardır ve bunlar, küsküt (Cuscuta spp.), canavar otu (Orobanche spp.) ve ökse otudur (Viscum album) .

 

Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay

x
Bu konu hakkındaki görüşlerinizi ve isteklerinizi bize iletebilirsiniz!

Güvenlik Kodu : 13256

(Güvenlik kodunu bu kutucuğa yazın!)

Fungal Ve Bakteriyel Hastalıklara Karşı Kullanılan İlaçlar Nelerdir?

Fungal Ve Bakteriyel Hastalıklara Karşı Kullanılan İlaçlar Nelerdir?

ZİRAİ MÜCADELEDE KULLANILAN İLAÇLAR (ETKEN MADDELERİ) Bu yazımızda sizler için zirai mücadele kullanılan etken maddelerinin hangi hastalıklara karşı (Fungal - Bakteriyel) kullanıldığından bahsedeceğiz. 1. KORUYUCU FUNGİSİTLER ( PREVENTIVE FUNGICIDES) - BAKIRLILAR (COPPER COMPOUNDS) ( * ) 1- BAKlRHİDROKSİT (COPPERHYDROXIDE) Kullanı...

Bitki Hastalıkları - Fitopatoloji Ders Notu

Bitki Hastalıkları - Fitopatoloji Ders Notu

BİTKİ HASTALIKLARI - FİTOPATALOJİ BİLİMİ Bitki Koruma içinde yer alan anabilim dallarından biri olan fitopatoloji, kelime anlamı olarak bitki hastalıkları bilimi olarak ifade edilir. Bitki Koruma; Bitkilerde hastalığa neden olan canlı ve cansız faktörleri, hastalıkların oluşumunu, hastalık etmenleriyle hasta bitkiler arasındaki ilişkileri, bitk...

Armut Ağacında Görülen Hastalık Ve Zararlılar Nelerdir?

Armut Ağacında Görülen Hastalık Ve Zararlılar Nelerdir?

ARMUT HASTALIK VE ZARARLILARI Sizler için bu yazımızda armutta görülen hastalıkları bir araya topladık. Armut Kara Lekesi (Venturia pirina) Armillaria Kök Çürüklüğü Hastalığı Rosellinia Kök Çürüklüğü Armutlarda Memeli Pas Hastalığı (Gymnosporangium fuscum) Elma Küllemesi Hastalığı (Podosphaera leucotricha) Kök Kanseri Has...

Önemli Tahıl Hastalıkları Nelerdir?

Önemli Tahıl Hastalıkları Nelerdir?

ÜLKEMİZDE TAHILLARIN ÖNEMLİ HASTALIKLARI Bu hastalıklardan ülkemizde tahılda en fazla zarar verenler ve etmenleri şu şekilde sıralanabilir 1.BAŞAK HASTALIKLARI Sürme (Tilletia foetida, T. caries) Buğday rastığı (Ustilago nuda tritici) Arpa açık rastığı (Ustilago nuda hordei) Arpa yarı açık rastığı (Ustilago nigra) Arpa kapalı rastığı ...

Bağlarda Görülen Hastalık Ve Zararlıları Nelerdir?

Bağlarda Görülen Hastalık Ve Zararlıları Nelerdir?

BAĞ HASTALIK VE ZARARLILARI Bu dersimizde daha iyi ürün elde edebilmek için, önemli bağ hastalık ve zararlılarını tanımlayacak, bunlara karşı yapacağınız kültürel ve kimyasal mücadele metotlarından bahsedeceğiz. Bağ Küllemesi Bağ hastalıkları arasında en fazla bilinen ve en sık görülenidir. Hastalığı bir tür fungus (mantar) meydana g...

Buğdayda Görülen Hastalık Ve Zararlılar Nelerdir?

Buğdayda Görülen Hastalık Ve Zararlılar Nelerdir?

BUĞDAY HASTALIK VE ZARARLILARI Buğday Sürme Hastalığı (Tilletia Foetida) Tahıl Küllemesi (Erysiphe Graminis) Buğdayda Septorya Yaprak Lekesi (Septoria Tritici) Buğday Pas Hastalıkları Buğday kahverengi pası (puccinia recondita) Buğdayda Kara Pas (Puccinia Graminis Tritici) Buğdayda Sarı Pas (Puccinia Striiform...

Elma Ağacında Görülen Hastalık Ve Zararlılar

Elma Ağacında Görülen Hastalık Ve Zararlılar

ELMA HASTALIK VE ZARARLILARI Yumuşak Çekirdekli Meyve Ağaçlarında Ateş Yanıklığı Hastalığı (Erwinia Amylovora) Kök Kanseri Hastalığı (Agrobacterium Tumefaciens) Elma Mozaik Virus Hastalığı (Apple Mosaıc Ilarvırus) Elma Klorotik Yaprak Leke Virüsü Apple Chlorotic Leafspot Trichovirus (Aclsv) Elmada Alternarya Meyve Çürüklüğü Altern...

KULLANICI GİRİŞİ

Üye Ol Şifremi Unuttum?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
reflesh

Dünyanın en değerli taşı sayılan elmas, milyonlarca yıl önce yaşamış bitkilerin taşlaşmış kalıntısından başka bir şey değildir.

SORHOCAM.COM

Tarım, gıda ve hayvancılık üzerine kurulmuş bir websitesidir. Websitemizde yetiştiricilik, hastalıklar, zararlılar vb. ile ilgili yazılar bulunmaktadır.

Yetiştiriciliği, tarımı, ürünleri, bitkisi, ağacı, çiçeği gübreleri, hastalığı zararı, zararlıları, mücadelesi, ilaçları aşısı, budaması, otu, faydaları, programı, önerileri, istekleri, tavsiyeleri, nedir, nelerdir, nasıl yapılır, özellikleri, kullanım alanları, takvimi, sınavı, sınavları, notları