• notifications1
  • menü

Bugün : 24 Mayıs 2022 Salı

Bitkilerde beslenme bozuklukları denilince, yaygın olarak akla mutlak gerekli olan bir elementin yetersizliği neticesinde bitkinin büyüme ve gelişmesinde görülen duraklama, zayıflama gibi olumsuzluklar gelmektedir. Oysa beslenme bozukluğu, herhangi bir besin elementinin yetersizliğinden kaynaklanabildiği gibi, fazlalığından da kaynaklanabilmektedir. Besin elementi olsun veya olmasın, herhangi bir mineral elementin, bitkinin yaşama ortamında belli bir düzeyin üstünde bulunması bitkide ciddi zararlara neden olabilmektedir. Bununla birlikte, bitkilerde beslenme bozuklukları, intensif tarıma geçilmesiyle birlikte, öncelikle besin elementlerinin noksanlıkları şeklinde ortaya çıkmıştır. Halen de en yaygın beslenme bozuklukları, mineral besin elementlerinin eksikliklerinden kaynaklanmaktadır.

 

Fakat gerek kültür bitkilerindeki besin eksikliklerini gidermek ve çok ürün almak İçin kullanılan gübrelerin zaman zaman aşırı miktarlarda kullanılması, gerekse endüstriyel veya tarımsal nedenlerle toprak, su ve atmosferde kimi elementlerin miktarının doğal sınırların çok üzerine çıkması, o ortamda  yetişen bitkilerde bazı toksik etkiler yapmaktadır ki bunlar da, günümüzde çok da seyrek olmayan bir sıklıkta görülen beslenme bozukluklarıdır.

 

Bitkilerde ortaya çıkan beslenme bozuklukları bitki gelişmesini geriletir, hatta kimi hallerde gelişmeyi tamamen durdurarak bitkinin ölmesine neden olur. Bitki gelişmesinin gerilemesi, verim kaybı veya az ürün anlamına gelir. Bu nedenle bitkilerde beslenme bozukluğu  olmaması için önceden önlem alınması, eğer herhangi bir nedenle bir beslenme bozukluğu ortaya çıkmış ise bunun en hızlı bir şekilde giderilmesi, pratik tarımda verim açısından hayati önem taşır. Beslenme bozuklukları sadece verimi düşürmekle kalmaz, aynı zamanda elde edilen ürünün kalitesinin bozulmasına, bitkinin hastalıklara, soğuk ve susuzluğa dayanıklılığın azalmasına neden olur.

 

Yeterli ve dengeli bir, şekilde beslenmeyen bir kültür bitkisi, viral, bakteriyel ve fungal hastalıklara karşı çok daha hassastır. Hem hastalıklara daha kolay yakalanır, hem de hastalıktan daha çok  zarar görür. Bu itibarla, özellikle intensif bitki yetiştiriciliği yapanlar nemli ve  sıcak ortamlarda, hastalık olasılığı çok yüksek olduğu için, bitkilerin hastalıklara dayanıklılığı artıracak olan doğru ve tam beslenme fevkalade büyük  önem taşır.

 

Verim kaybı bakımından hiç akıldan çıkarılmaması gereken bir husus vardır ki pratik tarımda oldukça önemlidir. Bir kültür bitkisinde görülen herhangi bir besin elementinin noksanlığı veya aşırı fazlalığından ileri gelen bir beslenme bozukluğu verimde kesinkes bir düşmeye sebep olur. Diyelim ki bir besin elementinin noksanlığı görülmüş olsun hemen gübreleme yapılarak o besin elementinin noksanlığın giderilmesi elbette ki pratiktir, ancak noksanlık giderildi diye verim kaybına uğramadığımızı düşünmek yanlıştır. Bitkiden tam  verim alabilmemiz için, besin noksanlığın hiç görülmemesi gerekirdi.

 

Noksanlık bir kere ortaya çıktıktan sonra, az veya çok verim kaybı olacaktır. Ancak noksanlık ne kadar şiddetli olursa ve ne kadar uzun sürerse verim kaybı da o kadar büyük olacaktır. Dolaysı de iyi bir bitki yetiştiriciliği için beslenme açısından ilk tedbir bitkinin besin  ihtiyacı baştan iyi  hesaplanarak  gübrelemenin tam yapılmasıdır. Bu şekilde bitki de bir beslenme stresi ortaya çıkmasının önüne  geçilebilir ve bitkinin verim potansiyeli ne uygun bir ürün elde edilir. Ama eğer elde olmayan nedenlerle bir beslenme bozukluğu tespit edilmiş ise, o zaman da yapılacak iş derhal o bozukluğu  giderecek önlemleri almaktır. Bunu yapmakla da ürün kaybının büyümesinin önüne geçmiş oluruz. Eğer beslenme bozukluğu giderilmezse verimde ve ürünün kalitesinde çok büyük kayıplar ortaya çıkar, ürünün tümüyle kaybedilmesi de söz konusu olabilir.

 

Bir bitkide herhangi bir besin elementinin noksanlığı çok çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilir. İlk akla gelen sebep toprakta o besin maddesinin yeterli miktarda bulunmamasıdır. Sebeplerden birisi bu olmakla birlikte daha pek çok nedenle de bitkide besin noksanlığı görülebilmektedir.

 

Besin eksiklikleri kıvrılarak akan nehirlere benzerler.

 Örneğin toprakta yeterli su ve hava bulunmaması, yüksek veya düşük  toprak reaksiyonu (pH) , organik maddenin düşük veya çok yüksek olması, fazla miktarda kireç bulunması, drenaj yetersizliği,  bozuk strüktür gibi toprak koşulları bu nedenlerden bazılarıdır. Aynı Şekilde düşük veya yüksek hava sıcaklığı, aşırı bulutluluk ve benzeri nedenlerle ışık yetersizliği, transpirasyonu azaltan hava koşulları gibi iklimsel etkenler de bitkilerin besin alımını azalttığı için besin noksanlığı görülmesine yol açabilmektedir.

 

Bütün bunlardan başka insanlar da yanlış kültürel uygulamalar nedeniyle bitkide besin maddeleri noksanlığına sebep olabilmektedirler. Örneğin yanlış budamalar, yanlış toprak işlemesi, dengesiz ve aynı gübrelemeler, aşırı sulama gibi uygulamalar bitkilerde beslenme bozukluklarına sebep olabilir. Bu bozukluklar bir veya birden çok elementin noksanlığı olabileceği gibi, fazlalığı da olabilir.

 

Bitkilerde bir beslenme bozukluğu olduğu zaman, çoğu defa bunu belli ederler. Gelişmede yavaşlama, yapraklarda küçülme veya bazı şekil bozuklukları, sürgün sayısında azalma ve sürgün boyunun kısalması, yapraklarda bazı renk değişiklikleri en belirgin beslenme bozukluğu simptomlamdir. Özellikle yapraklarda görülen renk değişiklikleri, besin elementlerinin cinsine göre tipik olduğundan, noksanlık veya fazlalığın sebebinin

anlaşılmasınında oldukça yardımcı olur. Beslenme bozukluklarının, özellikle beslenme noksanlıklarının hızlı bir şekilde teşhis edilmesi önemlidir.

 

Çünkü noksanlık sebebinin teşhis edilmesi o noksanlığın giderilerek ürün kaybının önüne geçilmesi için şarttır. Yukarıdaki paragraflarda açıklanmış olduğu gibi, noksanlık stresi ne kadar uzun sürerse, ürün kaybı da o kadar fazla olacaktır. Noksanlığın teşhiside, o besin elementinin noksanlığında ortaya çıkan simptomların bilinerek tanınması oldukça önem taşır. Teşhiste bize kolaylık sağlayan bir husus, belli bir besin elementine ait noksanlık simptomlarının, değişik bitkilerde birbirine oldukça benzemesidir.

 

Bununla birlikte, bitkilerde görülen bir beslenme bozukluğunu, sadece simptomlara bakarak kesin bir şekilde  teşhis etmek her zaman mümkün olmayabilir. Her şeyden önce böyle bir iş önemli derecede tecrübe kazanmış olmayı gerektirir. Çünkü beslenme bozukluğunda bitkilerde ortaya çıkan arazlara benzeyen görüntüler yukarda kısaca değinilen birçok sebepten ileri gelebileceği gibi, ayrıca biyotik faktör denilen birçok böcek, virüs mantar ve bakteri zararları da benzer görüntüler yaratabilir. Bunun dışında kullanılan zirai mücadele ilaçları ve hormonlar da yüksek dozlarda kullanıldığında bitkilerde beslenme bozukluklarına benzer arazlar yaratabilmektedir.

 

Beslenme bozukluklarına ait simptomların gözle tanınmalarını güçleştiren bir diğer önemli sebep de, pratikte  birçok durumda birden fazla besin maddesi noksanlığının aynı anda ortaya çıkmasıdır. Böyle durumlarda birden fazla besin maddesi noksanlığına ait simptomlar birbirine karıştığı için teşhis oldukça güçleşir.

 

Üretilen yeni genotiplerde besin noksanlıklarına ait simptomlar bugüne kadar bilinenlerden farklı olabilmektedir. Buna iyi bir örnek yüksek verimli ve hızlı büyüyen pamuk varyetelerinde görülen potasyum noksanlığıdır. Potasyum noksanlığı simptomların yaşlı yapraklarda görülmesine karşın, hızlı  büyüyen yüksek verimli bazı pamuk çeşitlerinde önce genç  yapraklarda ortaya çıkmakta ve yukarıdan  aşağıya doğru yayılmaktadır. Bu nedenle de bu tür potasyum noksanlığı anormal potasyum noksanlığı olarak adlandırılmıştır.  Bütün bu sayılan güçlükler, beslenme bozukluğunun teşhisinin zor olduğunu söyleyerek, bu konuda çalışanları korkutmak için değildir elbet.

 

Amacımız bitkilerdeki beslenme bozuklukların teşhisini çok basit bir iş olarak algılayarak yanılgıya düşülmesini, yanlış teşhis konulmasını  önlemektir.

 

Çünkü yanlış teşhise dayanarak yapılacak gübre uygulamaları sadece gübreleme masraflarının boşa gitmesine neden olmayacak, fakat aynı zamanda bitkiyi beslenme bozukluğundan kurtarmayacağı için ürün kaybının da büyümesine, belki ürünün yok olmasına yol açabilecektir. Oysa konu hakkında yeterli bilgi ve deneyime sahip olan kişilerin, beslenme bozukluklarının simptomları tanıyarak gözle teşhis edilmesinin çok avantajları vardır.

 

Gözle teşhis, her şeyden önce zaman almayan, çok hızlı ve hiç masrafı olmayan bir teşhis yöntemidir. Oysa toprak ve bitki analizlerine dayanarak bir simptomun teşhisi hem ciddi bir bedel ödemeyi hem de uzun sayılacak bir zamanı gerektirir. Masrafın yanında zaman kaybı da çok önemlidir.

 

Bir besin elementi noksanlığının yarattığı bir stres varsa bunu gidermek için yapılması gereken gübreleme ne kadar geç yapılırsa üründe verim ve kalite kaybı o kadar büyük olur.

 

Bununla birlikte beslenme bozukluklarının teşhisinde, gözle yapılan tetkiklere ilaveten toprak ve bitki analizlerinden de yararlanılması doğru teşhis için önemlidir. Özellikle gözle teşhiste kuşkuya düşülüyorsa mutlaka toprak ve yaprak analizlerine de başvurulmalı ve toplanan bilgiler birlikte değerlendirilmelidir.

 

Bu şekilde hem gözle konulan teşhisin doğruluğu belirlenmiş olur ve varsa bir yanlışlık düzeltilir, hem de eğer noksanlık başka sebeplere dayalı olarak ortaya çıkmış ise bu tespit edilir. Toprakta bir besinin mutlak  noksanlığının dışında beslenme bozukluğuna neden olan PH şın  bazı faktörlerin elimine edilmesi, noksanlığın tekrarını da önleyeceği için gübrelemeye Göre daha ucuza gelebilir ve daha da kesin etkili olabilir.

 

Bitki analizleri ile besinlerin bitkideki miktarları belirlendikten sonra bunların normal olup olmadıklarının tespiti için de uygulayıcıların bu konuda bilgi sahibi olmaları zorunludur.

Böylece yetiştiricilerle bire bir temas da olup, onların sorunlarına çare aramak, öneride bulunmak durumunda olan insanlara önemli bir kolaylık sağlanmıştır.

 

Her bir besin elementinin noksanlığında bitkilerde görülen arazların o elemente has ast ve tecrübeli bir göz tarafından tanınabilmesi, bütün dünyada bitki besleme ile için bilim adamlarını, pratik tarımcılara yardımcı olacak yayınlar yapmaya yöneltmiştir.

x
Bu konu hakkındaki görüşlerinizi ve isteklerinizi bize iletebilirsiniz!

Güvenlik Kodu : 24990

(Güvenlik kodunu bu kutucuğa yazın!)

Bitki Koruma İle İlgili Tanımlar Nelerdir?

Bitki Koruma İle İlgili Tanımlar Nelerdir?

BİTKİ KORUMA İLE İLGİLİ TANIMLAR Bitki Koruma: Tarımsal üretimi arttırmak, korumak ve kalitesini yükseltmek amacıyla, bitkileri hastalık, zararlı ve yabancı otlardan koruma faaliyetidir. Bitki Koruma İlacı: Tarımsal bitki ve ürünlere musallat olan zararlı ve hastalıkları yok etmek veya bunların zararlarını önlemek amacıyla kullanılan kimyas...

Bitki Hastalıkları - Fitopatoloji Ders Notu

Bitki Hastalıkları - Fitopatoloji Ders Notu

BİTKİ HASTALIKLARI - FİTOPATALOJİ BİLİMİ Bitki Koruma içinde yer alan anabilim dallarından biri olan fitopatoloji, kelime anlamı olarak bitki hastalıkları bilimi olarak ifade edilir. Bitki Koruma; Bitkilerde hastalığa neden olan canlı ve cansız faktörleri, hastalıkların oluşumunu, hastalık etmenleriyle hasta bitkiler arasındaki ilişkileri, bitk...

Bitki Koruma Ürünlerinin Formülasyonları

Bitki Koruma Ürünlerinin Formülasyonları

ZİRAİ MÜCADELE İLAÇLARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER Zirai Mücadele ilaçları, yabancı otlara, hastalık ve zararlılara karşı kullanılarak daha fazla ve kaliteli ürün elde etmeye yararlar. Ancak beklenen bu faydaların sağlanması için bu ilaçların uygun dozda ve uygun metotlarla kullanılmasından önce bunların genel özelliklerini bilmekte fayda vardır. ...

Ruhsatlı Bitki Aktivatörleri Nelerdir?

Ruhsatlı Bitki Aktivatörleri Nelerdir?

RUHSATLI BİTKİ KORUMA AKTİVATÖRLERİ Bitki Aktivatörü Nedir? 26 Haziran 2002 Resmi Gazete’de bitki aktivatörlerinin ruhsatlandırılmasında istenen bilgi ve belgeler açıklanmıştır. Buna göre bitki aktivatörleri bitkilerin doğal savunma sistemlerini aktive eden, besin maddelerinden daha iyi yararlanmalarını sağlayan, stres koşulları ve ...

Bitki Gelişim Düzenleyicisi (Bgd) Ruhsatlı Bitki Koruma Ürünleri

Bitki Gelişim Düzenleyicisi (Bgd) Ruhsatlı Bitki Koruma Ürünleri

Bitki Gelişim Düzenleyicisi (BGD) Bitki büyüme ve gelişmesinde en önemli rol oynayan hormonlardan 5 ana hormon grubu bitki bünyesinde mevcut olduğu yapılan araştırmalarda belirlenmiştir. Bunlar; Oxinler, Sitokininler, Gibberellinler , Etilen ve ABA’dır. Bitki bünyesinde meydana gelen fizyolojik faaliyetlerin çoğunluğu bu hormonların ko...

Organik Tarımda Kullanılan Bitki Koruma Yöntemleri

Organik Tarımda Kullanılan Bitki Koruma Yöntemleri

Bitki Koruma Yöntemleri Organik tarım, kimyasal girdilerin kullanılmadığı, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretimdir. İnsanoğlunun geleneksel tarımda yoğun şekilde gübre ve pestisit kullanımı sonucunda, doğa dengesinde bozulmalar meydana gelmiştir. Bu aşamada bozulan dengenin yeniden kurulmasına yönelik bi...

Bitki Koruma Ve Funguslar

Bitki Koruma Ve Funguslar

BİTKİ KORUMA Kültür bitkileri ve onlardan elde edilen tarımsal ürünleri hastalık ve zararlılardan korumak, tedavi etmek ya da bunlardan doğacak zararı en aza indirmek için alınan tüm teknik, ekonomik ve yasal önlemlere bitki koruma denir. Bitki koruma 2 dalda incelenir: 1) Entomoloji: Böcek bilimidir. Tarımsal ürünlerde zarar yapan böce...

KULLANICI GİRİŞİ

Üye Ol Şifremi Unuttum?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
reflesh

Kurtboğan En Zehirli Bitkilerden Biridir. Boğan otu ve kaplan otu olarak da tanınır. Genelde dağlık bölgelerde yetişir. Eski zamanlarda okların ucuna zehir olarak da kullanılmıştır. yaklaşık 2-6 saat arasında yetişkin bir insanı öldürür. 20 ml’lik zehir ölüm için yeterlidir.

SORHOCAM.COM

Tarım, gıda ve hayvancılık üzerine kurulmuş bir websitesidir. Websitemizde yetiştiricilik, hastalıklar, zararlılar vb. ile ilgili yazılar bulunmaktadır.

Yetiştiriciliği, tarımı, ürünleri, bitkisi, ağacı, çiçeği gübreleri, hastalığı zararı, zararlıları, mücadelesi, ilaçları aşısı, budaması, otu, faydaları, programı, önerileri, istekleri, tavsiyeleri, nedir, nelerdir, nasıl yapılır, özellikleri, kullanım alanları, takvimi, sınavı, sınavları, notları