Bugün : 8 Aralık 2016 Perşembe

Duyurular

Türktob Başkanı Gençer'in Yazısı Türktarım'da!

Türkiye tohumculuğu son 25-30 yıl sürecinde önemli değişimler yaşamıştır. 1980 öncesinde geniş ölçüde kamu ağırlıklı bir yapı ve işleyişe sahip olan bu sektör, o tarihten sonra, özel teşebbüs yatırım ve faaliyetleri için daha elverişli bir duruma gelmiştir. 1982 yılında başlatılan yasal ve idari düzenlemelerin sonucu olarak, Türkiye tohumculuk sektörü başta mevzuat, yapı, üretim, işleme kapasitesi ve ticaret hacmi bakımından 1980 öncesine nazaran çok ileri düzeylere ulaşmıştır. 

 

Zaman içerisinde sektörde faaliyet gösteren özel şirket sayısı, faaliyet ve uzmanlık alanları, tohumluk ticaretine konu olan tür sayısı, her bir türe ait çeşit sayısı, toplam istihdam kapasitesi, üretim ve işleme teknolojileri, yurt içi sertifikalı tohumluk kullanım miktarı, AR-GE yatırımları, uzmanlaşma ve şirket içi entegrasyon ile ithalat ve ihracat konularında önemli ilerlemeler gözlenmiştir.  

 

Dinamik ve değişen ihtiyaçlara cevap verebilen bir tohumluk sanayisi, günümüzde sağlıklı bir tarım sektörü için en gerekli şart kabul edilmektedir. Bitkisel üretimde verim artışları sağlanabilmesi için, çiftçilerin mutlaka yüksek kaliteli tohumluklara erişebilmesi ve üretim sürecinde kullanabilmesi gerekir.  Kaliteli tohumluk başlıca iki niteliği ile ön plana çıkar. Bunlardan ilki, tohumluğun genetik kalitesidir olup bu özellik çoğu zaman “çeşit” terimi ile ifade edilir. Tohumluk kalitesinin ikinci ana unsuru ise başta çimlenme yeteneği, fiziksel safiyet ve hastalık ve zararlılardan korunma gibi özelliklerin toplamı olarak ifade edilebilir.

 

Tohumculuk firmalarının en temel işlevi çiftçilere -uygun zamanda, doğru yerde ve uygun fiyatlarla- kaliteli tohumluk sağlamaktır. Bu açıdan ele alındığı zaman, Türkiye tohumculuk sanayisi, halen pek çok bitki türünde, çiftçilerimize sürekli olarak yeni ve üstün bitki çeşitleri ve yüksek kaliteli tohumluklar sağlamaktadır. Tohumculuk sanayisi tarafından çiftçilere sunulan bu hizmet nitelik olarak, tarım ve tohumculuk alanında ileri gitmiş çoğu ülkelerden geri değildir. Çiftçilerimiz bu gün pek çok bitki türünde en yeni, en üstün çeşitleri ve en kaliteli tohumlukları temin etme ve tarımsal üretimde kullanma imkanına sahiptir.

 

Türkiye büyük bir tarım ülkesidir ve farklı tarımsal yetiştirme sistemlerine sahiptir. İklim, toprak, bitki türü sayısı, hastalık ve zararlı baskısı, yetiştirme sistem ve teknik farklılıkları ile hayli değişik tüketici talepleri tarafından şekillenen bu durum, tarımsal üretimde kullanılan çeşit sayısına ve bu çeşitlerin niteliğine yansımak zorundadır. 1980 öncesinde, tüm bitki türlerinde Türkiye’de tescilli çeşitlerin sayısı 300’den bile daha azdı.  Halihazırda ülkemizde 7000’den fazla çeşidin tescil veya kaydı yapılmış durumda olup bunların yaklaşık en az üçte biri, tohumluk üretim ve dağıtım programları kapsamında yer almaktadır. Bitki çeşit sayısında görülen bu artışın başta verim, ürün kalitesi, yetiştirme kolaylığı, nihai çiftçi geliri ve daha başka pek çok bakımdan, ekonomiye olumlu katkılar sağlaması söz konusudur.

 

Son yıllarda ülkemizdeki toplam tohumluk üretimi, eski dönemlere nazaran, bir hayli artmıştır. 1980’lerde yılda yaklaşık 100-150 bin ton civarında olan toplam üretim, son birkaç yıl itibarıyla 600 bin tonun üzerine çıkmıştır. Mısır, ayçiçeği, pamuk gibi bitki türlerinde; yurt içi kullanım ihtiyacından daha fazla üretim yapılmaktadır. 1980 öncesinde sınırlı sayıdaki bitki türünde söz konusu olan hibrit çeşit kullanımı, günümüzde pek çok türe yaygınlaşmıştır. 

 

Ayrıca 30 yıl öncesi ile karşılaştırıldığı zaman başta mısır, ayçiçeği, şekerpancarı, kanola ve çoğu sebze türlerinde % 2-3 seviyelerinde olan hibrit tohumluk kullanım oranı günümüzde neredeyse % 100’ler seviyesine yaklaşmıştır.

 

Sertifikalı buğday, arpa tohumluğu üretim ve kullanımında, özellikle son yıllarda büyük artışlar sağlanmıştır. Uygulanan destekleme politikalarının etkisiyle hem bu türlerde faaliyet gösteren şirketlerin sayısı hem de toplam üretim, işleme kapasitesi artmıştır.

Sertifikalı patates tohumluğu üretim ve dağıtımında ayrıca, kayda değer artışlar sağlanmıştır.

 

1980 öncesinde Türkiye’de yalnızca 3 adet özel tohumculuk şirketi mevcut iken halen faal durumdaki şirket sayısı 600 civarındadır. Şirket sayısının artması, bir iktisadi faaliyet alanı olarak sektöre yönelen bir ilgi ve cazibenin varlığına işaret etmektedir. Şirket sayısının artması rekabeti ve teknolojik değişimi teşvik etmekte ve yurt içi AR-GE girişimlerine olan ihtiyacı daha çok hissettirmektedir. Nitekim, AR-GE alanında faaliyet gösteren şirket sayısı son yıllarda artış göstermiş ve 130’un üzerine çıkmıştır. Her ne kadar, ülkemizdeki özel sektör ıslah ve çeşit geliştirme kapasitesinin artırılması için, tohumculuk alanına daha fazla girişim ve AR-GE odaklı yatırımlar yapılmasına ihtiyaç var ise de bu hususta son zamanlarda hem özel hem de kamu kesiminde bir bilinç gelişmesi sevindiricidir. Diğer yandan, yurt içi bitki ıslahı ve çeşit geliştirme çabaları -özellikle sebze türleri üzerinde- daha yaygın ve daha yoğun bir şekilde yürütülmekte ve yerli ıslah programlarından çıkan çeşitlerin sayısı ise her yıl artmaktadır.

 

Uzun yıllar istikrarlı bir şekilde sürdürülen politikalar, Türkiye tohumculuğunun bu günkü yer ve konumuna erişmesinde etkili olmuştur. Bu bağlamda, bilhassa son on yıl içerisinde çıkarılan yeni yasalar ve mevzuat ile tohumluk kullanım ve üretimine sağlanan ilave destekler Türkiye tohumculuğuna daha önce görülmeyen seviyede bir ivme kazandırmıştır.

 

 Ülkemiz özel tohumculuk şirketlerinin büyük bir kısmı, son beş on yıl içerisinde kurulmuş ve faaliyete geçmiştir. Bu süre AR-GE’den pazarlamaya kadar uzanan tohumculuk faaliyet ve aşamalarının başlatılması ve oturması için yeterli değildir.  Tohumculuk şirketlerinin başka ülkelerdeki kuruluş ve gelişim süreçlerine bakıldığı zaman bunların,  genel olarak, başlangıçta birer aile şirketi olarak kuruldukları ve kendi ülkelerindeki tohumluk piyasası tarafından ortaya konulan iç talep üzerinden büyümeye başladıkları görülür. İlk aşamada üretim, işleme ve dağıtım şeklinde başlayan şirket içi entegrasyon daha sonra AR-GE departmanının kurulması ile teknoloji üretecek aşamaya gelmektedir. Entegre bir şirket için sonraki aşama ise iç piyasa için geliştirilen yeni çeşitlere ait tohumlukların benzer ekolojilere sahip yabancı ülke pazarlarına sunulmasıdır.

 

 Bu bakımdan zaman içerisinde özellikle, genetik materyal koleksiyonlarının oluşturulması, bitki ıslahçılarının şirkete kazandırılması ve büyümeyi sağlayacak yatırım sermayesinin biriktirilebilmesi için bir olgunlaşma süresi gerekir. Şirketlerimizin pek çoğu bir hayli genç olup bunlar nitelikli insan gücü (ıslahçı) ile alt yapı ve sermaye kaynaklarından yoksundur. Bu sebeple zaman darlığını telafi edebilmek ve şirket içi gerekli faaliyet aşamalarını kısa sürede tamamlayabilmek için yerli küçük şirketlerin kamu destekleri ve uygun tohumculuk politikaları ile desteklenmesine ihtiyaç vardır.

 

 Bir tohumculuk şirketinin ticari başarısını belirlemede en önemli unsur, onun yenilik ve ürün geliştirme faaliyetlerinin mevcudiyeti, kapasitesi ve etkinliğidir. Çalışmakta olduğu türler veya tohumluk segmentleri bağlamında piyasaya sürekli şekilde yeni ve üstün çeşitler sürebilen bir şirketin piyasada tutunma ve pazardan pay edinme şansı yüksektir. Bu bakımdan, AR-GE yahut çeşit yenileme kapasitesi bir tohumculuk şirketi için hayati önem ifade eder.  Tohumculukta AR-GE başlıca üç ana faktöre dayanır; sermaye, genetik materyal ve eğitilmiş insan gücü. Ülkemizde faaliyet göstermekte olan yeni ve genç şirketlerin büyük bir çoğunluğu ne yazık ki bu üç faktör açısından genellikle yeterli durumda değildir. Bu üç ana unsurun sektöre sağlanması konusunda en güçlü alt yapı, donanım ve birikim çoğu zaman kamu kurum ve kuruluşlarında mevcuttur. Bundan dolayı tohumculuğu gelişme aşamasında olan ülkelerde özel tohumculuk şirketlerine genetik materyal ve eğitilmiş insan gücü temini hususunda kamu kurum ve kuruluşları belirleyici etki yapar.

 

Türkiye bitki ıslahı ve çeşit geliştirme bağlamında, uzun zamandan beri, nitelikli genç profesyonel bulmakta zorlanmaktadır. Ziraat fakültelerinin sayıca artması ne yazık ki donanımlı genç bitki ıslahçılarının yetiştirilmesi konusunda yeterli olamamıştır. Tohumculuk sanayisinde aktif olan pek çok üst düzey yöneticinin ortak kanaati, son 30-40 yıl esnasında ıslahçı kadroların giderek erozyona uğradığı ve yeterli mesleki formasyon ve niteliklere haiz genç profesyonellerin artık yetişmez olduğudur.

 

Tohumculuk sektöründe bitki ıslahı ve çeşit geliştirme çoğu zaman, teknolojik buluş ve yaratım faaliyetleri ile özdeştir. Bir toplumda üretilen teknoloji,  bilimsel bilgi ile akademik kurumlar arasında yakın bir ilişki vardır. Dolayısıyla bir ülkenin teknoloji geliştirme kapasitesini belirlemede her şeyden önce akademik seviye, kapasite ve uzmanlaşmış bilim insanı kadroları önemlidir. Yeni kurulmuş, genç bir tohumculuk şirketinin, sıfırdan başlayarak, kendi ıslahçı kadrolarını yetiştirmesi mümkün değildir. Islahçı erozyonu yalnızca Türkiye’ye özgü bir sorun da değildir. Bununla beraber bazı başka ülkeler ile karşılaştırıldığı zaman bu sorunun ülkemizde çok daha ağır şekilde hissedilmesi ise sebepsiz değildir.

 

Bitki ıslahçılarının teorik ve uygulamalı eğitimlerinin, çok geniş ölçüde, kamu kurum ve kuruluşları tarafından karşılanması esastır.  Üniversitelerimiz tarafından verilen teorik bitki ıslahçı eğitimleri belirli kampüslerde odaklanmalı ve Yüksek Öğretim Kurumu tarafından lisans, yüksek lisans ve doktora programlarına önem ve öncelik verilmelidir. Bu eğitim geleneksel (temel) bitki ıslahının yansıra moleküler tekniklerin kullanımını da kapsamalıdır. Diğer yandan, özellikle bitki ıslahçılarının uygulamalı eğitimi hususunda, Tarım Bakanlığı araştırma kuruluşlarının sahip olduğu zengin fiziksel alt yapı, ıslah programı çeşitliliği ve hizmet içi eğitim deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Her iki düzlemde atılması gereken yeni adımların gerçekleştirilmesi için kurumsal düzenlemelere ve yeni modellerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. 

 

Türkiye tohumculuk sanayisinin bu gün karşı karşıya olduğu bir diğer temel sorun ise özel ıslahçı kuruluşların genetik materyal (germplasm) temini konusunda karşılaştıkları güçlükler ve darboğazlardır. Bu zorluklar bazı türler söz konusu olduğunda adeta imkansız derecesine kadar yükselebilmektedir. Genetik materyal ya da ıslah sürecinde yararlanılacak bitki gen kaynakları (germplasm) olmaksızın ıslah yapabilmek mümkün değildir. Tıpkı, ıslahçı yetiştirilmesinde olduğu gibi, genetik materyal ya da ebeveyn materyallerin temini de maliyet ve tesis açısından büyük harcamaları gerektirebilmektedir. Diğer yandan, bitki ıslahı çalışmalarının nispeten ilk aşamalarını oluşturan genetik materyal toplama, karakterizasyon, muhafaza, varyasyon yaratma (melezleme) ve vasıf aktarma çalışmaları ileri teknik bilgi ve iyi eğitilmiş insan gücü gerektirmektedir. Ayrıca ıslah çalışmalarının erken aşamalarında elde edilen kıymetli başlangıç (yarı yol) materyali birden çok ıslahçı kuruluş tarafından kullanılabilmektedir. Bu husus, bir ülkede ıslah çalışmalarından azami yararın sağlanabilmesi için başlangıç ya da yarı yol aşamasını oluşturan faaliyetlerin neden kamu kuruluşları tarafından yapılması gerekliliğini de ortaya koymaktadır.

 

Tohumculuk kuruluşları sayıca çok olmakla birlikte bunların öz sermayeleri ve teknik kadroları  -çoğu bitki türleri- için yeterli seviyede değildir. Ayrıca ülkemizdeki şirket sayısı Türkiye gibi büyük bir tarım ülkesi için bile bir hayli yüksektir. Tohumculuk şirketleri esas olarak AR-GE, üretim, işleme, dağıtım, pazarlama ve satış aşamalarında faaliyet gösterir. Tohumculuk işletmelerinin yurt dışında rekabetçi olabilmesi için bunların çeşit geliştirmeden başlayarak tohumluk pazarlamaya kadar uzanan tüm bir süreçte aktif olması, yatırımlar yapması ve entegrasyonlarını tamamlaması gerekir.  Dünya genelindeki başarılı tohumculuk şirketlerine bakıldığı zaman, bunların pek çoğunun AR-GE’den, dağıtım ve satış zincirine kadar uzanan alan ve aşamalarda etkili olduğu görülür.

 

Ülkemizdeki tohumculuk şirketlerinin zaman içerisinde, giderek daha çok sermaye ve daha fazla bilgi ve teknoloji kullanan ölçek ekonomilerine dönüştürülmesi gerekir. Bu durum daha çok yatırım ve istihdamı, daha ileri uzmanlaşmayı ve daha başka coğrafi bölgelere yayılmayı da beraberinde gerektirmektedir. Zira küreselleşen pazarda ulusal ve uluslararası rekabet şartları giderek zorlaşmakta daha yeni, farklı ve üstün kaliteli tohumlukların daha ucuza üretilmesi ve pazarlanması adeta zorunlu hale gelmektedir.

 

Çok sayıda, küçük ve yetersiz sermayeli tohumculuk şirketi ile üretim maliyetlerini düşürebilmenin ve tohumculuk dünyasında etkili bir yer edinebilmenin imkanı yoktur. Türk tohumculuğunun güç ve kapasitesini, şirket sayısında değil; şirketlerin sermaye, genetik materyal ve eğitilmiş insan gücü varlığında aramak gerekir. Bu sebeple, mevcut tohumculuk şirketlerimizin güçlerini gönüllü olarak birleştirmesi, sermayelerini artırması, AR-GE yatırımlarını yoğunlaştırması ve iç pazar için olduğu kadar dış pazarlar için de üretim ve pazarlama yapmayı hedeflemesi bir alternatif olabilir.  Kısaca, tohumculuk işletmelerinin rekabet edebilir teknoloji ve bilgi seviyeleri ile donatılması ve rekabet edebilir ölçeklere çıkarılması için bunların sayıca azalması ve gönüllü ortaklıklar ya da birleşmeler yoluyla öz varlıklarını ve mesleki kapasitelerini artırmaları gereklidir.

 

Tohumculuk sektörünün halen karşı karşıya olduğu önemli bir sorun ise 5553 Sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanmaktadır. 2006 yılında çıkarılan bu Kanun Türkiye tohumculuğu için pek çok yenilik getirmiştir. Bununla beraber söz konusu Kanunun özellikle binde üç üyelik komisyonu, tazminat, ceza hükümleri ile Birlik ve Alt Birliklerin yapı ve çalışmalarını düzenleyen maddeleri bağlamında uygulamada sorunlarla karşılaşıldığı da bir gerçektir. 5553 Sayılı Kanunun uygulanmasında zaman içerisinde ortaya çıkan sorunların giderilmesi ve Kanunda öngörülen tohumculuk sektörünün geliştirilmesi için gerekli düzenlemelerin gerçekleştirilmesi amacına tam olarak ulaşılmasının sağlanmasını mümkün kılmak üzere, Kanun’un bazı maddeleri çerçevesinde, bir an önce iyileştirme ve değişiklik çalışmalarının başlatılması gereklidir.

Facebook Twitter Google+ Blogger
Türkiye Süs Bitkisi İhracatında Da Kendini Gösterdi

Türkiye Süs Bitkisi İhracatında Da Kendini Gösterdi

Türkiye Süs Bitkisi İhracatında Da Kendini Gösterdi Süs bitkileri ve mamulleri ile kesme çiçek ihracatı, 2011 yılının beş aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36 arttı. A...

5 Haziran 2011, Pazar

Türkiye’nin İlk Trüf Mantarı Bahçesi

Türkiye’nin İlk Trüf Mantarı Bahçesi

Kilosu 200 ile 3 bin 500 avro arasında değişen trüf mantarının ülkemizde yetiştirilmesi için çalışmalar tamamlandı.Türkiye’nin ilk ‘trüf bahçesi’ Yatağan’da kuruluyor. ...

12 Mart 2013, Salı

Tarım Fuarı’nda Türk Traktör Markası Damgasını Vurdu

Tarım Fuarı’nda Türk Traktör Markası Damgasını Vurdu

Türk tarım sektörünün öncü ismi TürkTraktör, ürettiği 2 yeni traktör modeliyle Konya Tarım Fuarı 2013′e damgasını vurdu. Türk tarım sektörünün öncü ismi TürkTraktör, ürettiği 2 yeni t...

13 Mart 2013, Çarşamba

Türkiye De İlk Güneş Enerji Tarlası Kuruluyor

Türkiye De İlk Güneş Enerji Tarlası Kuruluyor

Türkiye'de yıllardır hedeflenen güneş enerjisi yatırımlarında somut adım atılıyor. Şanlıurfa Birecik hidroelektrik santral alanında Türkiye'nin ilk güneş enerjisi tarlası kurulacak ...

12 Eylül 2011, Pazartesi

Abd’nin Tercihi Türk Traktörü Oldu

Abd’nin Tercihi Türk Traktörü Oldu

Türk Tarım Alet ve Makineleri İmalatçıları Birliği (TARMAKBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Tekbaş 2012 yılında ihraç edilen her üç traktörden birinin ABD’ye satıldığını, yıl sonuna kadar ih...

23 Aralık 2012, Pazar

Vali Erin Kırsal Kalkınma Yatırımlarını İnceledi

Vali Erin Kırsal Kalkınma Yatırımlarını İnceledi

Adıyaman Valisi Abdullah Erin, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından çiftçilerin desteklenmesi amacıyla uygulanan projeler kapsamında Adıyaman'da hibe destekli yatırım tesislerini gez...

7 Aralık 2016, Çarşamba

Bakan Çelik Personel Alımı Hakkında Net Konuştu

Bakan Çelik Personel Alımı Hakkında Net Konuştu

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik MilliTarım Projesi hakkında katıldığı TV programında önemli açıklamalarda bulundu. Tarım Bakanı Faruk Çelik açıklamalarında “Et ve Süt Kurumuna 1...

5 Aralık 2016, Pazartesi

Tarıma Dayalı Yatırım Projelerinde Süre Uzatıldı

Tarıma Dayalı Yatırım Projelerinde Süre Uzatıldı

Tarıma dayalı yatırım projelerinin tamamlanma tarihi 1 Aralık 2017'den 31 Ağustos 2018'e uzatıldı. Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Hak...

4 Aralık 2016, Pazar

Tarımsal Yayım Danışmanlık Sınavı Soruları Tüm Yıllar Full

Tarımsal Yayım Danışmanlık Sınavı Soruları Tüm Yıllar Full

Tarımsal yayım danışmanlık sınavında sorulan tüm sorulara web sitemiz üzerinden erişebilir dilerseniz online ortamda da kendinizi sınayabilirsiniz. TARIMSAL YAYIM VE DANIŞMANLIK SORULARI İÇİ...

4 Aralık 2016, Pazar

Zirai İlaç Bayilik Sınavı Soruları Tüm Yıllar Full

Zirai İlaç Bayilik Sınavı Soruları Tüm Yıllar Full

Zirai ilaç bayilik sınavı (Bitki koruma ürünleri bayilik ve toptancılık sınavı) için geçmiş yıllarda sorulan tüm soruları web sitemiz üzerinden görebilir ve online olarak çözebilirsiniz. GEÇ...

4 Aralık 2016, Pazar

Kinoa Yetiştiriciliği

Kinoa Yetiştiriciliği

Son dönemde sağlıklı beslenme reçetelerinin ve yemek tariflerinin vazgeçilmezleri arasında yer alan kinoa, tarıma yönelik girişim fırsatlarını kovalayanlar için ideal...

30 Mart 2014, Pazar

Türkiye Süs Bitkisi İhracatında Da Kendini Gösterdi

Türkiye Süs Bitkisi İhracatında Da Kendini Gösterdi

Türkiye Süs Bitkisi İhracatında Da Kendini Gösterdi Süs bitkileri ve mamulleri ile kesme çiçek ihracatı, 2011 yılının beş aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36 arttı. A...

5 Haziran 2011, Pazar

Türkiye’nin İlk Trüf Mantarı Bahçesi

Türkiye’nin İlk Trüf Mantarı Bahçesi

Kilosu 200 ile 3 bin 500 avro arasında değişen trüf mantarının ülkemizde yetiştirilmesi için çalışmalar tamamlandı.Türkiye’nin ilk ‘trüf bahçesi’ Yatağan’da kuruluyor. ...

12 Mart 2013, Salı

Organik Ürünler İçin Ab Projesi

Organik Ürünler İçin Ab Projesi

Türkiye'de organik ürünler ihracatında koordinatör birlik olan Ege İhracatçı Birliklerinin AB desteğiyle yürüttüğü Avrupa Organik Kümeleri Projesi kapsamında Almanya, Fransa, Yunanistan ve Türk...

18 Haziran 2011, Cumartesi

Hibrit Tohumda İsrail Dönemi Kapanıyor

Hibrit Tohumda İsrail Dönemi Kapanıyor

Türk firmaların ürettiği tohumlar, önemli bir ihracat kapısına dönüşüyor. Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği, (TSÜAB) tohum sektöründeki gelişmeleri göstermek amacıyla May Agro firmasınd...

15 Haziran 2011, Çarşamba

x
Aklınıza bir soru mu takıldı, sorun cevaplayalım.
Henüz yorum yapılmamış!

Referans : 82019 (Bu kodu alttaki kutucuğa yazın!)

ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adınız (E-posta Adresiniz)

Şifreniz

Üye Ol Şifremi Unuttum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

intfa sedef tarım reklam

SİTE İSTATİSTİKLERİ

  1. Konular(2465)
  2. Duyurular(2446)
  3. Resimler(3071)
  4. Dokümanlar(1384)
  5. Test Soruları(2064)
  6. Üyeler(3564)
reflesh

Meşe Ve Kayın Ağacından Buharlaşan Hava Bir Gün İçinde Yaklaşık 100 Litreyi Bulur.

Tarım Haberleri - Gıda, Tarım Ziraat Bilgi Deposu

Son dakika tarım haberleri ve gıda, tarım, ziraat üzerine faydalı bilgilerin bulunduğu bir web sitesidir.

Son dakika tarım haberleri, tarım bakanlığı destekleme ödemeleri, gıda tarım ve hayvancılık bakanlığı personel alımı, ziraat mühendisliği iş imkanları, ziraat mühendisi atamaları, bitki koruma ürünleri bayilik veya toptancılık sınavı, tarımsal yayım ve danışmanlık sınavı, tarımsal hastalıklar ve zararlılar ile mücadele, bitki besleme ve gübreleme ders notları

İntfa Tarımsal Alışveriş - Site Haritası - Rss Takip - Mobil Uyumlu Sayfamız - Sorhocam Android Uygulamamız